Home » Aile » İlişki Gerçekten Bitti Mi?

İlişki Gerçekten Bitti Mi?

Yıllar önce, evli bir erkek arkadaşım bana bir serzenişte bulunmuştu : “Artık eşimle baş başa bir şeyler yapmaktan kaçınıyorum. Yanımızda hep birkaç arkadaş daha olsun istiyorum.” Tehlike! Bir de hepiniz bilirsiniz; “İlişkimiz süper gidiyor. Görüşemiyoruz. ” denir. İşin esprisi tabii ama, bu da yoğunluk bahanesiyle birbirinden uzaklaşmış çiftlerin verdiği yarı şaka, yarı ciddi alarm sinyalleridir. Acaba gerçekten ilişki bitmiş midir?

Birbirinden uzaklaşan çiftlere  bir “yakınlaşma reçetesi” sunabilmeyi çok isterdim. Ama hayat herkes için kendi yolunda geçip giderken, “umudu koruyun” demekten başka bir çarem yok arkadaşlar. Elbette hem önceki yazılarımda, hem de ilerleyen zamanlarda yazacaklarımda; ilişkiyi monotonluktan kurtarmak için kadın açısından bilinmesi evla olan birçok uygulamanın ve düşünce şeklinin bahsi söz konusu. Ancak; işin içinde önce “niyet” olmalı. Sürdürme niyetinden bahsediyorum.  Niyet iki taraflı olursa tabii ki çok daha iyi. Burada kesinlikle dikkat edilmesi gereken önemli bir durum söz konusu. Belki erkek kişi hislerini samimiyetle göstermiyor olabilir. Hemen olumsuz bir şekilde yargılamayalım arkadaşlar. Varsın, iyi niyet bizde kalsın.

Ya da aynı şekilde bağımsız ruhlu bir kadın da, en az erkekler kadar anlaşılmaz, çekilmez olabiliyor. Cinsiyet ayrımından ziyade niyetim; ilişkide uzaklaşan taraf ya da tarafların gerçekten de kafasında işi bitirip bitrimediğinden emin olmak gerekliliğinin altını çizmek.

Erkeklerin duygularını ifade etmekten kaçındığını hepimiz biliyoruz. Kaçınmak bir yana, kimisi de tek bir basit anlatımla “kendini doğru ifade etmeyi beceremiyor”. Dolayısıyla, eşlerimizin gerçek hislerini gösteren hareketlere lütfen daha çok dikkat! Duygusal bazı çıkışlar nedeniyle çoğu zaman gerçeklerden uzaklaşan kendimiz değil miyiz? Pireler deve olmuyor mu bazen? İşte; ondan bahsediyorum.

Neden soğuk savaş dönemlerinde eşimizin hareketlerine ekstra dikkat etmemiz gerekiyor? Haydi onların geleneksel savunma açılarından bakalım meseleye: “Eğer seninle birlikte olmaktan memnun olmasaydım, olmazdım.” Ne güzel. “Kadın! Bununla yetin!” yani. Kavga etmiyoruz kızlar. “Yetin” diyecek elbette. Dahasını anlatmak elinden gelmiyordur belki. O yüzden diyorum; köprüleri yıkıp gitmeden önce ilişkinin onun açısından da bittiğinden emin olalım. Sadece görmek istediğimiz hareketleri görmüyoruz diye, hemen onun açısından değersiz oluvermiyoruz bence. Duygusal olmaktansa, olaylara mantık açısından yaklaşmak gerekiyor çoğu zaman.

Niyeti, ilişkiyi devam ettirmek olan erkek, iyi, kötü, bir şekilde emek verir. Niyet demek, bu demek.  Kendi dili döndüğünce belki. Belki de akımlar, karamlara dönüşür ama bir çaba görüyorsanız eğer, bu onun niyeti iyi demektir. O yüzden ortak dili oluşturmak, ikili ilişkilerde en önemli güvencelerden sayılıyor.

İş yine başa düşüyor sevgili bayanlar. Erkeği klasik kalıplarla ele aldığımız anda bilelim ki; evvela otobana çıktık. Bunun sonrasında birçok yan yol, farklı yönlere geçiş ve sert dönüşler olacak. Bu yollar ne derece işinize gelir, ne derece gelmez bilemem. Ahkam kesmek benim açımdan yanlış olur açıkçası.

Her ilişkinin kendine göre sorunları, soğuk dönemleri var. Sonuçta bu dönemleri atlatmak da, ilişkiyi bitirmek de, ilişkinin kendi dinamiklerine göre “doğru” ya da “yanlış” olacaktır. Bu sonucu anlamanın tek yolu da, bir karara varmak olmuştur her zaman. Karar vermeye hazır değilsek, bitirmeye de hazır değiliz galiba. Sizce?

About Seda

Seda düşünmeyi, üretmeyi ve paylaşmayı sever. Mutlu olmak için çalışır. Hayatı ve kendini sorgular. “Neden?”ler kadar, “Nasıl”lar peşindedir. “An”ları yakalamak ve yaşamak gerektiğine inanır.

Check Also

Ebeveynlerin Çocuklarına Yaklaşımları Nasıl Olmalıdır?

Onun dünyaya geleceği haberini almasından itibaren anne babalar çocuklarının doğumunu, çocukluğunu, ilk yürüyüşünü, ilk sözlerini, …